<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>




<rss version="2.0">

<channel>
<title>iSLami Sohbet - Dini Sohbet, iSlami Chat, iSLami Forum, iSlamiyet. Yeni Tartışma Konuları</title>
<link>http://www.islamisohbete.net/</link>
<description>iSLami Sohbet, iSlamiSohbet, Dini Sohbet, dinisohbet, iSLami Chat, İSLAMİ SOHBET ODALARI, İSLAM,  islami forum , islami sohbetler , iSlamiSohbete.Net.</description>
<managingEditor>wWw.X-iWeb.Ru</managingEditor>
<webMaster>iSLami Sohbet - Dini Sohbet, iSlami Chat, iSLami Forum, iSlamiyet. Yeni Tartışma Konuları</webMaster>
<language>ru-ru</language>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Edebiyat ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=44&amp;thread_id=544</link>

	<description>teşekkür ederim benim sadık okuyucum niyetim seni asla soğutmak değil ama sen yinede düşün bence bu ehliyet işini :)</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Edebiyat ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=44&amp;thread_id=543</link>

	<description>Yorum yapmadan olur mu :) Anlatılanlar bana göre çok doğru..Zevkle,eğlenerek okudum..Emeğine,ellerine sağlık..Bu arada bende ehliyet alacaktım ama bir daha gözden geçirsem mi bu kararımı :)</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Peygamberimiz Hz. Muhammed ( sav ) ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=23&amp;thread_id=542</link>

	<description>[url=http://urlal.com/dqqf][img]http://i1003.hizliresim.com/2010/3/12/2229.jpg[/img][/url]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rahman&amp;amp;#8217;ın Adıyla...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir Nûr Yaratıldı, Kâinata Rahîm Olanın Rahmetini Muştulayan.&lt;br /&gt;
Selâm Olsun O Müjdeciye!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve gözlerin düşer gecelerime!&lt;br /&gt;
Gözlerin düşer, gecelerde üşüyen yüreğime.&lt;br /&gt;
Gözlerin, kâinattaki her bir zerreye düşer tek tek, hakikâti gösteren bir nûr olarak. Rahmân ve Rahîm olanın mâhlukata bir büyük ikrâmıdır siyah gözlerin. Ki onlardır zulmeti nûra çeviren, nazar kıldığı yerde güller bitiren... Ve bir bakışıyla âlemi âşka doyuran!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hamdolsun bizi bir çift siyah gözde âşka düşürene!&lt;br /&gt;
Hamdolsun, seni kendine &amp;amp;#8220;sevgili&amp;amp;#8221; eyleyene!&lt;br /&gt;
Seni en güzel şekilde terbiyene edene hamdolsun.&lt;br /&gt;
Hamdolsun sana hikmeti verene, sana kitabı indirene, seni âlemlere uyarıcı olarak gönderene... &lt;br /&gt;
Seni bize peygamber; bizi sana ümmet edene hamdolsun! &lt;br /&gt;
Ve hamd yalnız O&amp;amp;#8217;na olsun!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Nebî; sana, zaman denilen mâhluku sıyırarak aradan, mahcubiyetle, hasretle ve elbette muhabbetle sesleniyorum, haddim olmayarak. &lt;br /&gt;
Seni anlayabilme nimetinden beridir, görmeden sana inanıp bağlanmanın hadsiz hesapsız şerefini ve saâdetini tadıyorum, şükür ile... &lt;br /&gt;
Benim gibi belki kâinat da senin gelişine hiçbir zaman şâhit olamadı. &lt;br /&gt;
Âlemlerin nefes alışı belki senin hilkâtinle başladı. &lt;br /&gt;
Senden aldı sanki melekler zârafeti; senden aldı ahlâk, letâfeti... &lt;br /&gt;
Ve olacaksa bu arzın hüsranı, seni unutup yitirmekten... &lt;br /&gt;
Rabbinin nûrundan bir ziyâ idin sanki. Hiçbir şey bilmezken seni, belki sen Rabbinin &amp;amp;#8220;Ol&amp;amp;#8221; emrindeydin! &lt;br /&gt;
Âdemin tevbesindeydin, İbrahim&amp;amp;#8217;in duasında... &lt;br /&gt;
Nuh&amp;amp;#8217;un gemisindeydin, İsa&amp;amp;#8217;nın müjdesinde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Nebî, sen teşrif edince yeryüzüne, zaman belki yaratılışından beri en güzel, en mutlu ânını yaşadı. &lt;br /&gt;
Çünkü Âlemlerin Rabbinin &amp;amp;#8220;Habibim&amp;amp;#8221; dediği o mukaddes nûrunun gölgesi düşüvermişti arza.&lt;br /&gt;
Şerefine bu olayın, yer gök bayram etti. Nice küfür sarayı yıkıldı, nice küfür ateşi söndü zuhûrunun hürmetine, zuhûrunun haşmetiyle... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En çok Rabbin sevmişti seni. &lt;br /&gt;
Sen de en çok O&amp;amp;#8217;nu... &lt;br /&gt;
Sonra melekler sevdi seni, kanat gerdiler sana, başının üzerinde rahmet bulutu oldular kimi zaman... &lt;br /&gt;
Ve sonra insanlar!.. &lt;br /&gt;
Ne güzel dostların vardı senin ey Nebî! Seni canından çok, her şeyden çok seven... &lt;br /&gt;
Sen güneşsen onlar ışığını senden alan yıldız oldular karanlık gecelerimize. &lt;br /&gt;
Sen son peygamberdin, sen Allah&amp;amp;#8217;ın Habibiydin! &lt;br /&gt;
Daha ötesi nedir ki? &lt;br /&gt;
Ve gelince vakit, bırakıp nûrundan bir parça bize, sen Refîk-i Âla ile vuslâta erdin. &lt;br /&gt;
Bize ise hep hüzünler düştü ey Nebî!&lt;br /&gt;
Bir boşluktu sanki senden ayrı kalmanın sonu!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Halbuki ne &amp;amp;#8220;zaman&amp;amp;#8221; açabilirdi seninle aramızı, ne de sonu toprak bir beden yakınlaştırabilirdi seninle bizi; farkedemedik...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilemedik! Senin o siyah gözlerinin nûru bir miskinin, bir fakirin gözlerinde saklıymış meğer; göremedik...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilemedik! Senin ellerinin sıcaklığını hissedebilmek için bir yetimin başını okşayabilmek yetermiş; düşünemedik...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve yine bilemedik ey Nebî; seni sevindirmek, senin gönlünde yer edinebilmek, karanlıklar içerisinde kalan bir kalpte sevginin ateşini yakabilmekmiş; beceremedik...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yolda kalmışlığımızın, şaşıp durmuşluğumuzun kusuruna bakma ey Nebî!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hani sen kral gibi değil de kul gibi yaşayan bir peygamber olmayı tercih etmiştin. Sıkıntı, ezâ, hüzün... &lt;br /&gt;
sanki senin en yakın yol arkadaşlarındı. &lt;br /&gt;
Bir gün tok olursan bir gün aç olurdun.&lt;br /&gt;
Ve hani yatışsın diye açlığın, bir değil de iki tane taş bağlamıştın ya mübârek karnına! &lt;br /&gt;
Biz de sanki gönlümüze sayısız taşlar bağlamışız ey Nebî, seni unutmamıza sebep olan...&lt;br /&gt;
Sanki, sana muhtâç ruhumuzun üzerine demirden ve betondan yaptığımız gökdelenlerle koca bir şehir inşâ etmişiz de seni anmak istersek, seni bulmak istersek o şehrin sokaklarında kaybolup değil seni, kendimizi dâhi unutalım, bulamayalım diye!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Nebî, nefesini ver bize! &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes ver sensiz kalmaktan, seni hatırlayamamaktan kurumuş gövdelerimize! &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes ver ki dile gelelim ve dem vuralım firâkından... &lt;br /&gt;
Nefes ver ki bize yeşersin gövdemiz, gülzar olsun bedenimiz... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes ver bize; bitsin artık bu asırlardır süren ümmetinin kara kışı; nefes verdiğin baharları teneffüs edelim senin kokundur diye, kokusu sensin diye...&lt;br /&gt;
Ey Nebî! İçimdeki hüznümü hasretine adadım... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne zaman sensizliği tüm hücrelerimle hissedebilsem takatim kalmıyor.      &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefesim kesiliyor da, kanım donuyor. &lt;br /&gt;
Ey Nebî, yolda kalmışlığımızı yüzümüze vurma n&amp;amp;#8217;olur! &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pürkusur hâlimizle gelip de aklayamazsak kendimizi mizanda, bizi önce sen sitemli gözlerinle utancın nârına atma, n&amp;amp;#8217;olur!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Nebî! Seni yaratılmış tüm zerreler miktârınca sâlat ve selâmla anıyoruz; utanarak...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Nebî! Şefaâtini umarak...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allah&amp;amp;#8217;ım! Peygamberimiz Muhammed&amp;amp;#8217;e, âline ve ashâbına selâm olsun...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allah&amp;amp;#8217;ım! Sen peygamberimize vesîleyi ve fazîleti ihsân et.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve onu vaad ettiğin Makâm-ı Mahmûd&amp;amp;#8217;a eriştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Âmin!</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Peygamberimiz Hz. Muhammed ( sav ) ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=23&amp;thread_id=541</link>

	<description>[url=http://urlal.com/dqqf][img]http://i1003.hizliresim.com/2010/3/12/2060.gif[/img][/url]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[url=http://urlal.com/dqqf][img]http://i1003.hizliresim.com/2010/3/12/2154.jpg[/img][/url]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, Allah&amp;amp;#8217;ı gazaplandıracak (bir şeyle) hiçbir kimseyi razı etmemen, Allah&amp;amp;#8217;ın (sana) verdiği bir şeyden dolayı başkasını övmemen, Allah&amp;amp;#8217;ın senden esirgediği bir şeyden dolayı da kimseyi yermemen yakine ermenin alametidir. Çünkü rızık, ihtirasla elde edilemeyeceği gibi, rağbetsizlikle de önlenemez. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allah-u Teâla, kendi hikmet ve lütfü gereği rahatlık ve mutlu­luğu yakinde ve (kaza ve kadere) rıza göstermekte; gam ve üzün­tüyü ise, şüphe ve hoşnutsuzlukta karar kılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, cahillikten daha kötü bir fakirlik, akıldan daha faydalı bir servet, bencillikten daha korkunç bir yalnızlık ve istişareden da-ha iyi bir yardımcı yoktur; hiçbir akıl da tedbir almak kadar yararlı değildir. Güzel ahlak gibi soy sop ve şükür gibi de ibadet yoktur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, sözün âfeti yalan, ilmin âfeti unutmak, ibadetin âfeti ihmalkârlık, cömertliğin âfeti minnet, yiğitliğin âfeti zulüm, güzel­liğin âfeti bencillik ve soyluluğun âfeti ise onunla övünmektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, sürekli doğru konuş; ağzından hiçbir zaman yalan çıkmasın; kesinlikle hıyânete yeltenme; Allah&amp;amp;#8217;tan O&amp;amp;#8217;nu görüyormuşçasına kork; malını ve canını dinine feda et; iyi ahlak edin ve kötü ahlaktan kaçın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, Allah&amp;amp;#8217;ın en çok sevdiği amel şu üç haslettir: Allah&amp;amp;#8217;ın farz kıldığı şeyleri yerine getirmek; bunu yapan kimse, halkın en âbitlerindendir. Allah&amp;amp;#8217;ın haram kıldığı şeylerden uzak durmak; böyle yapan kimse de halkın en sakınanlarındandır. Allah&amp;amp;#8217;ın ver­diği rızka razı olmak; böyle olan kimse de halkın en zenginlerin­dendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, üç şey yüce ahlaktandır: Seninle ilişkisini kesen kimse ile ilişki kurman, senden esirgeyene bağışta bulunman ve sana zulüm edeni affetmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, üç şey kurtarıcıdır: Dilini tutman, günahına ağlaman ve (kötü insanlarla muaşeretten uzak kalmak için) evinde oturman.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, şu üç haslet âmellerin en başında gelir: (Kendi men­faatin bile söz konusu olduğu yerde) halka karşı insaflı davranman; mümin kardeşinle eşitlik gözetmen ve Allah&amp;amp;#8217;ı her halükârda hatırlaman.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, üç kimse Allah&amp;amp;#8217;ın misafiridir: Mümin kardeşini Allah rızası için ziyaret eden kimse; böyle birisi Allah&amp;amp;#8217;ın ziyaretçisidir. Ziyaretçisini ağırlamak ve istediğini ona vermek, Allah&amp;amp;#8217;a düşen bir haktır. Namaz kıldıktan sonra, daha sonraki namaz vaktine dek takibât (zikir, dua, Kur&amp;amp;#8217;an okumak vb...) ile meşgul olan kimse; böyle birisi Allah&amp;amp;#8217;ın misafiridir ve misafirini ağırlamak Allah&amp;amp;#8217;a düşen bir haktır. Bir de hacca ve umre&amp;amp;#8217;ye giden bir kimse; onlar da Allah&amp;amp;#8217;a doğru giden kimselerdir ve kendisine gelen kimseyi ağır­lamak Allah&amp;amp;#8217;a düşen bir haktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, üç şeyin hem dünyada hem de, âhirette mükâfatı vardır: Hac, fakirliği giderir; sadaka, belaları defeder ve sıla-i ra­him (akrabalara iyilikte bulunmak) ömrü uzatır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, kimde şu üç şey olmazsa hiçbir ameli doğrulmaz: Kendisini Allah Azze ve Celle&amp;amp;#8217;ye karşı günah işlemekten alı­koyacak takva; akılsızın cahilliğini önleyecek ilim (bir nakle göre de hilim) ve halkla iyi geçinebilmesini sağlayacak akıl.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, üç kimse kıyamet günü arşın gölgesi altındadır: Kendisi için sevdiği şeyi, kardeşi için de seven; bir işle karşılaştığında, Allah&amp;amp;#8217;ın o işi sevip sevmediğini bilmeyinceye ka­dar, o iş için herhangi bir girişimde bulunmayan ve kendi nefsinde de bulunan ve henüz ıslah etmediği bir kusurla kardeşini ayıpla­mayan. Kendisini ıslah etmeye kalkışan bir insan ise, ıslah ettiği her kusurunun ardından bir diğeriyle karşılaşır ve bu, insanı kendisiyle meşgul etmeye yeter. (Artık başkalarının ayıplarıyla uğraşmaktan geri kalır).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, üç şey iyi olmanın yollarındandır: Cömert olmak, güzel konuşmak ve eziyetlere karşı sabırlı olmak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, Tevrat&amp;amp;#8217;ta dört şeyin, dört şeyi beraberinde taşıdığı yazılıdır: Dünyaya haris olan, Allah&amp;amp;#8217;a öfkelenir. Duçar olduğu bir musibetten yakınan, gerçekte Allah&amp;amp;#8217;tan yakınmaktadır. Zenginin karşısında (zenginliği için) tevazu eden kimsenin, dininin üçte ikisi yokolur. Bu ümmetten cehenneme giden kimse, Allah&amp;amp;#8217;ın ayetleri­yle alay edip, onlarla oynayan kimselerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, dört şey, dört şeyi beraberinde getirir: Saltanata erişen diktatör olur. İstişare etmeyen pişman olur. Davrandığın gibi sana davranılır. Yoksulluk en büyük ölümdür. &amp;quot;Maksat dinar ve dirhem (mal) yoksulluğu mu?&amp;quot; denilince: &amp;quot;Hayır, maksat din yoksulu ol­maktır.&amp;quot; buyurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, kıyamet günü üç gözden başka bütün gözler ağlar: Allah yolunda geceleri uykusuz kalan göz, Allah&amp;amp;#8217;ın haram kıldığı şeylere bakmayan göz ve Allah korkusundan ağlayan göz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, Allah&amp;amp;#8217;tan başkasının haberdar olmadığı günahlarına ağladığı halde, Allah&amp;amp;#8217;ın nazar ettiği yüze ne mutlu!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, şu üç şey (insanı) helak eder: Heva ve hevese uymak, cimrilik yapmak ve insanın kendisini beğenmesi. Şu üç şey de (insanı) kurtuluşa götürür: Hoşnutluk ve öfke halinde adaletli davranmak, zenginlikte ve fakirlikte orta halli olmak, gerek gizlide ve gerekse açıkta Allah&amp;amp;#8217;ı görürcesine O&amp;amp;#8217;ndan korkmak. Çünkü sen O&amp;amp;#8217;nu görmesen de O seni görür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali,üç yerde yalan konuşmak iyidir: Savaşta (düşmanı) aldatmak için, hanımına (bir şey alacağına dair) söz vermede, halkın arasını ıslah etmede.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, üç yerde doğru konuşmak kötüdür: Söz gezdirmede; erkeğe, ailesi hakkında hoşlanmayacağı haberleri vermede ve hayır işlerlin açıklayan bir kimseyi yalanlamada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, dört şey boşunadır: Doyduktan sonra yemek, ay ışığında kandil yakmak, çorak yerde tohum ekmek  ve layık ol­mayan bir kimseye iyilik yapmak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, dört kimse herkesten daha çabuk ceza görür: Yaptığın iyiliğe kötülükle karşılık veren, senden zulüm görmeden sana zulüm yapan, aranızdaki antlaşmaya sen sadık kaldığın halde hıya­net eden ve sıla-i rahim (akrabalara iyilik) yaptığın halde (sana karşı) onu terkeden kimse.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, dört şeye sahip olanın Müslümanlığı kâmil olur: Doğruluk, şükür, hayâ ve güzel ahlak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya Ali, halka az el açmak peşin zenginliktir ve halka çok el açmak zillettir. Peşin fakirlik de işte budur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
alıntı</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Edebiyat ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=44&amp;thread_id=540</link>

	<description>Kubish zubeyrtalha bir yorum alamadım </description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Edebiyat ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=44&amp;thread_id=539</link>

	<description>Ağaçlara dizlerimi çizmek pahasına çıkmaktan, dalların ucundaki kırmızı elmalara uzanırken ki heyecanımdan vazgeçeceksem;&lt;br /&gt;
Yağmurun yağmasına, &amp;#39;çiçekleri büyütüyor&amp;#39; diye sevinmek yerine &amp;#39;beni ıslattı&amp;#39; diye kızacaksam;&lt;br /&gt;
Kar tanelerinin usul usul yüzüme değmesiyle neşelenmeyecek, yerde birikmesine sabırsızlanmayacaksam, avuç avuç soğuktan moraran ellerime aldığımda gülümseyerek seyretmeyeceksem;&lt;br /&gt;
Gökyüzünde ne çok yıldız olduğuna hayranlıkla bakmaktan vazgeçeceksem, kanıksayacaksam her gün Güneş&amp;#39;in doğuşu ve batışını, bir tırtılın kelebeğe dönüşmesi beni şaşırtmayacaksa, balıkların nasıl olup da nefes almadan yüzebildikleriyle ilgilenmeyeceksem;&lt;br /&gt;
Soru sormayı bırakacaksam;&lt;br /&gt;
Toprağı karıştırmaktan, kuşları okşamaktan, kumdan kaleler yapmaktan, ellerim &amp;#39;kirlenir&amp;#39; diye vazgeçeceksem;&lt;br /&gt;
Resim yaparken; dağların ardından gülümseyerek doğan Güneş, bahçesinde çiçekler dolu, kapısından da ırmak geçen bir evi bütün renkleri kullanarak çizmek yerine, sadece karakalem çalışacaksam;&lt;br /&gt;
Düşler kurmayı bırakacaksam en olmazından, bulutların beni taşıyabileceğine en uzak diyarlara, Ay&amp;#39;ın sırf küçükler karanlıktan korkmasın diye doğduğuna, birgün çok zengin olup büyükler dahil bütün insanlara bayramlık elbise giydireceğime olan inancımı kaybedeceksem;&lt;br /&gt;
Anneciğime, kaldırım taşlarının kenarlarından fışkırmışını ancak bulabilsem de, çiçek toplamayı unutacaksam;&lt;br /&gt;
Babacığıma gözlerini kapamasını söyleyip buruşuk da olsa kocaman kalpler çizdiğim kâğıtları büyük bir sürpriz heyecanıyla vermeyeceksem;&lt;br /&gt;
Ninemin elini öpüp kuru bir hatır sormayı, onunla diz dize oturup saatlerce konuşmaya değişeceksem;&lt;br /&gt;
Bayramları haftalar öncesinden içim içime sığmayarak beklemektense, bazı formaliteleri içeren, hattâ tatile gidip &amp;#39;kafa dinlemek&amp;#39;(!) için bir fırsat olan sıradan günler gibi karşılayacaksam;&lt;br /&gt;
Sokakta bulduğum acıkmış yavru kediyi doyurmak için koşarak bakkala gidip tereddütsüz cebimdeki tüm parayla süt alamayacaksam ve o kedinin doyuşunu en az annesi kadar zevkle seyretmeyeceksem;&lt;br /&gt;
Yakar top oynarken küçükleri, onlara belli de etmeden &amp;#39;fasulye&amp;#39; yapıp, &amp;#39;vurulamazlar&amp;#39; listesine eklemeyeceksem;&lt;br /&gt;
&amp;#39;Büyük balık küçük balığı yutar&amp;#39; sözünü acımasızlığıma kılıf edip en çok tekrarladığım söz hâline getireceksem;&lt;br /&gt;
Mızıkçılığı dünyanın en kötü işi kabul etmeyeceksem;&lt;br /&gt;
Kandırıkçılığa çıkarlarım için başvurabileceksem;&lt;br /&gt;
İspiyonculuk duruma göre olabilir bir şey gibi görünecekse;&lt;br /&gt;
Fark olacaksa cebindeki paraya göre arkadaşlarım arasında;&lt;br /&gt;
Hergün yeni bir şeyler öğrenmekten vazgeçeceksem;&lt;br /&gt;
&amp;#39;Ben her şeyi bilirim&amp;#39; deyip, nutuk atacak birilerini bulunca saatlerce hiç durmadan ve sıkılmalarını umursamadan konuşup onları aydınlatacaksam(!);&lt;br /&gt;
Küskünlüklerim birkaç dakikadan fazla sürecekse;&lt;br /&gt;
Önyargılar, korkular surlar örecekse etrafıma;&lt;br /&gt;
Uzanamayacaksam başkalarının dünyalarına, dinlemeyi bilmeyeceksem duymak istediklerimden ötesini, görmeyeceksem görmek istemediklerimi;&lt;br /&gt;
Sabrım olmayacaksa haklı da olsam gerektiğinde susabilmeye;&lt;br /&gt;
Tahammülüm olmayacaksa başka renklere;&lt;br /&gt;
Rabbime her gece hiç bıkıp usanmadan beni, ailemi ve bütün insanları yılandan, akrepten, canavarlardan, bir de karanlıktan koruması için dua etmeyeceksem;&lt;br /&gt;
Cennetlerin güzellikleri anlatıldığında &amp;#39;haydi öyleyse, biz de oraya gidelim&amp;#39; deme cesaretini vicdanımda bulamayacaksam;&lt;br /&gt;
Ve yüreğim sadece bana iyilik edenleri içine alabilecek kadar küçülecekse, büyümek istemiyorum, çocuk kalmak istiyorum!... Hem de yaşım ne olursa olsun, hep çocuk kalmak istiyorum!...</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Edebiyat ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=44&amp;thread_id=538</link>

	<description>Çok iyi hatırlıyorum. Bir gece uyuyamadım. Gözüme uyku girmedi. Pervanenin, muma şu sözleri söylediğini işittim.&lt;br /&gt;
Ey sevgilim! Hadi ben aşığım, yansam da yeridir. Peki ya sen neden yanıyor, niçin ağlıyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey benim biçare aşığım! Benim yanmama, ağlamama sebep nedir bilir misin?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim tatlı balım vardı. Beni ondan ayırdılar. Şirin&amp;#39;im haksızlıkla elimden alındı. İste Ferhad gibi tepemden ateş çıkıyor. Gece meclisi aydınlatan ışığıma bakma. İçimi yakan ateşe bak.&lt;br /&gt;
Mum, hem bu sözleri söylüyor, hem de sararmış yanağından sel gibi gözyaşı dökülüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mum, sözüne devamla pervaneye dedi ki:&lt;br /&gt;
Ey pervane! Ey aşk iddiacısı! Aşk, senin için değil. Seninki bir kuru iddiadan ibaret. Sende ne sabır var, ne metanet ve tahammül.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sen azıcık bir ışık ve ateş gördün mü, hemen yanıyorsun. Ben ise tamamıyla yanıncaya kadar dikilip duruyor, dayanıyorum. Aşk ateşi senin yalnız kanadını, benim ise vücudumu, baştan aşağı yakar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sadi de mum gibidir. Dışı parlaktır, ama içi yanmıştır.&lt;br /&gt;
Artık gece bitiyor, sabah oluyordu. Peri yüzlü bir hizmetçi gelip mumu söndürdü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zavallı mum, dumanı tepesinden çıkarken:&lt;br /&gt;
Aşkın sonu budur işte, dedi ve can verdi.&lt;br /&gt;
Aşıklığın ne demek olmak istersen anlatayım: Ölmek suretiyle yanmaktan kurtulmak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevgilisi eliyle öldürülen aşığın mezarına gidip de ağlama, bilakis sevinerek şöyle de:&lt;br /&gt;
Ne mutlu ona! Sevgilisinin makbulü olduğu için sevgili onu öldürmüştür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşık isen bu dertten kurtulmaya çalışma: yalnız Sadi gibi garazsız, ivazsız aşık ol.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşık bir fedai demektir. Nasıl ki, bir fedai gayesine varmadıkça emeline erişmedikçe başına taş ve ok yağsa meydandan çekilmezse, aşık da öyledir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben sana denize açılma demiyorum. Açılacak olursan tufana bile katlan, diyorum&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sadi şirazi</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Allah (c.c) Hazretleri ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=14&amp;thread_id=537</link>

	<description>Canım yanıyor,içimde bir sızı nedenini bilmiyorum &lt;br /&gt;
Adı sensizlik belki &lt;br /&gt;
Yada ulaşamamak, ağlayamamak derinden, &lt;br /&gt;
Kıyamdayken başka yerde, secdedeyken başka yerde olmak &lt;br /&gt;
Yönelememek sana içten bir aşkla &lt;br /&gt;
Canım yanıyor ya Rabbel alemin &lt;br /&gt;
Bir sızı var anlayamadığım, &lt;br /&gt;
Canım yanıyor Ya Erhamerrahimin &lt;br /&gt;
Adını koyamadığım, &lt;br /&gt;
Bugün gitmek istedim buralardan &lt;br /&gt;
Sana yakın olmak için,uzakları yakın yapabilmek için, &lt;br /&gt;
Çıktım viran şehrimden;daha fazla gidemedim nedense, &lt;br /&gt;
Bir yağmur başladı sessizce,ER-RAHİM diye fısıldadı paramparça olan yüreğime, &lt;br /&gt;
İrkildim Ya Rabbelalemin,rahmetine kavuştur beni, &lt;br /&gt;
Sonra yürüdüm içimde bir ses anlayamadığım, &lt;br /&gt;
Bir güvercin gördüm sırılsıklam; EL-CELİL dedi içimdeki sese, &lt;br /&gt;
Ne büyük.ne yücesin;yüceliğinle derman ol derdime, &lt;br /&gt;
Islandım,yorgunum birde acı var içimde nereye baksam seni gördüm ALLAHIM &lt;br /&gt;
Bir çocuk tebessümünde,bir yaprağın vedasında mevsime, &lt;br /&gt;
MALİKÜ&amp;amp;#8217;L-MÜLK tecellisini gördüm kara bulutların içinden doğan güneşte &lt;br /&gt;
Sen her şeyin tek sahibi ALLAHIM, &lt;br /&gt;
İçimde bir uçurumken hayat,üstelik çıkmazdayken dar sokaklarım &lt;br /&gt;
EL-MÜHEYMİN sesi kulağımda, &lt;br /&gt;
Sen aciz kullarını unutmayan hep gözeten ALLAHIM,yardım et bu kuluna, &lt;br /&gt;
Savruluyorum nereye gitsem bilmiyorum,bir dağa bakıyorum bir mahlukata &lt;br /&gt;
Hepsi rükuda hepsi kıyamda &lt;br /&gt;
Çiçekler,otlar,toprak secdede &lt;br /&gt;
En küçük mahlukat zikirde,insanlık ise gaflette &lt;br /&gt;
YA HALIK diyor tabiat;adem ise hüsranda,azapta &lt;br /&gt;
Ey incelik,lütuf sahibi EL-LATİF &lt;br /&gt;
Ey kusurlardan münezzeh KUDDÜS &lt;br /&gt;
EY adalet sahibi EL-ADL &lt;br /&gt;
EY büyüklük sahibi EL-AZİM &lt;br /&gt;
EY merhamet sahibi ER-RAHMAN &lt;br /&gt;
Nereye baksam,nereye dönsem sen tecelli ettin, &lt;br /&gt;
Bir tek insanlıkta görmedim huşu ile yakarış, &lt;br /&gt;
her şey sende yaşarken;İnsanlık nefsinde ölmüş &lt;br /&gt;
Her yer sende iken,insanlık her yerde viran olmuş, &lt;br /&gt;
Bu viran şehirde,divane dünyada yalnız bırakma bizi &lt;br /&gt;
UTANIYORUZ RAHMETİ GENİŞ ALLAHIM &lt;br /&gt;
Bizi bize bırakma ALLAHIM &lt;br /&gt;
BİZİ BİZE BIRAKMA</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Şiirler ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=46&amp;thread_id=536</link>

	<description>kaç kere korkupta kendimizi düzeltmek için çaba harcamamız dünyamızı düzeltmeye ahiretimizi düzeltmeye çalışmamız önemlidir....</description>

	</item>

<br />
<b>Notice</b>:  Undefined index:  post_subject in <b>/home/islamiso/public_html/rss/rss_f.php</b> on line <b>35</b><br />
<item>

	<title> [ Nasihatler ]</title>

	<link>http://www.islamisohbete.net/forum/viewthread.php?forum_id=8&amp;thread_id=535</link>

	<description>Kadınların evde oturmaları asıldır. Dışarı çıkmaları; ana baba ve akraba ziyareti, vaaz dinlemeye gitme zarureti ve ihtiyaçlarını temin gibi dinen meşru sayılan mazeretlerden biri sebebiyle verilmiş istisnai bir müsaade olmaktadır. Bu esasa ilaveten şu hususlara dikkat etmesi de zaruridir:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a-Kocasından (veya aile reisinden) izin almak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müslüman bir kadın; akraba, dost ve komşulardan birinin evine gideceği zaman, kocasının iznini almalı; onun müsaade etmediği bir yere gitmemelidir. Zira &amp;amp;#8220;Hangi kadın, kocasından izinsiz olarak evden çıkarsa, hanesine dönesiye kadar veya kocası kendisinden razı olasıya dek ALLAH Teala&amp;amp;#8217;nın gadabı içinde kalmış olur&amp;amp;#8221;(1).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
b-Güzel koku (parfüm) sürünmemek:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kadın, evinde otururken, alkolsüz bir koku sürünebilir. Sokağa çıkacağı zaman ıtriyat cinsinden hiçbir şey kullanamaz. Tahrik edici parfüm, erkeğin burnuna giderse onun kalbi temayüllerini ve şehvani hislerini kendisi üzerine çekmiş olur. Böyle bir durum, göz zinasına yol açabilir. Bu noktada biz ümmetlerini uyaran Peygamberimiz, &amp;amp;#8220;Bir kadın, koku sürünür ve bunu hissetsinler diye bir (erkek) topluluğu(nu)n yanından geçerse&amp;amp;#8217;, o kadın, (sanki) zina etmiş (gibi)dir&amp;amp;#8221;(2) buyurmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
c-Tesettüre dikkat etmek:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müslüman bir kadın; sokağa çıkarken altını göstermeyen bir örtü ile başını, kalın dokunuşlu bir çorapla ayaklarını, vücut hatlarını belli etmeyen manto ile bedenini örtmelidir. İnce dokunuşlu eşarplar, altını gösteren çoraplar örtü hüviyetini taşımamaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
d-Gözlerini etrafa çevirmeden yola devam etmek:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha açık bir ifade ile etrafa bakmayıp ancak yolunu gözetleyerek yürümek. Göz, nefsanî heveslerin postacısı ve zina fiilinin haberleşme vasıtasıdır. Göz göze gelen kadın ve erkek, istemeyerek de olsa, bu bakışların tesiri altında kalırlar. Bir erkeğin yabancı kadına bakması nasıl haram ise, bir kadının da yabancı bir erkeğe bakması da aynen haramdır. Peygamber (s.a.v.)&amp;amp;#8217;in huzurunda Ümmü Seleme ve Meymune (r.anhüma) validelerimiz bulunurken iki gözü ama İbni Ümmi Mektum geldi ve izin alarak Peygamber (s.a.v.)&amp;amp;#8217;in huzuruna girmek istedi. Resulullah her iki zevcesine hitaben, &amp;amp;#8220;Ondan (sakınmak için) örtünün&amp;amp;#8221; buyurdu. Ümmü Seleme (r.a.): &amp;amp;#8220;Ey ALLAH&amp;amp;#8217;ın Resulü! 0, ama değil mi? (Nasıl olsa) Bizi göremez (ve tanıyamaz)&amp;amp;#8221; dedi. Resul-i Ekrem: &amp;amp;#8220;sizler de mi amasınız, siz onu görmüyor musunuz?&amp;amp;#8221; buyurdu.(4)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
e-Seyahatlerini mahreminden biri ile yapmak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müslüman bir kadın; yanında kocası, baba, oğul, oğlan kardeş, amca ve dayı gibi nikâhı ebediyen haram olan erkeklerden biri bulunmadıkça yolculuğa çıkamaz. Hatta kendisine farz olmuş haccı ifa için yapacağı seferi, ancak bu derece yakın bir erkeğin veya kocasının refakatinde yapabilir. Bu engelleyici hükmün sebebi, onun iffetinin korunması ve eşler arasındaki itimadın sarsılmamasıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dinimizin getirdiği bu sınırlama, kadının iffetini koruyucu bir tedbir olmaktadır. Bu iddiamızın belgesini teşkil eden bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: &amp;amp;#8220;Kadın, beraberinde mahremi bulunmadıkça üç (gün)lük (bir yere) yolculuk yapamaz&amp;amp;#8221;.(5)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Üç günlük mesafe, günahın asli sebebi olarak düşünülmemelidir. Bu mesafe, günahın büyümesine ve sorumluluğun artmasına amil olan bir süre olmaktadır. Seyahatin üç günden aşağıya düşmesi, yasağın kalkmasına değil günahın derecesindeki farka delil olabilir. Bu mevzu ile alakalı hadis-i şeriflerin ittifak ettikleri nokta, kadının yanında kocası veya nikâhı müebbeden haram olan erkeklerden biri bulunmadıkça seyahate çıkmasının haramlığıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;amp;#8230;&amp;amp;#8230;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Müslümanca Yaşama Sanatı &amp;amp;#8211; Mehmed EMRE &amp;amp;#8211; I/233 &amp;amp;#8211; 235 -&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(1) Feyzü&amp;amp;#8217;I-Kadir, c. 3, sh. 138.&lt;br /&gt;
(2) Feyzü&amp;amp;#8217;t-Kadir, c. 1, sh. 276.&lt;br /&gt;
(3) Muvatta şerhi, Zürekani, c. 4, sh. 270.&lt;br /&gt;
(4) Mişkatü&amp;amp;#8217;l &amp;amp;#8211; Mesabih c. 2, sh. 934.&lt;br /&gt;
(5) Müslim c. 4, sh. 102.</description>

	</item>

</channel>
	</rss>